Monthly Archives: Ağustos 2010

Kış Hazırlıkları (Elma ve Armut Kurusu)

Standard

Yazın sıcağı devam ederken bu güneşli sıcak günleri değerlendirmek lazım düşüncesiyle elma ve armut kuruttuk. Kışın çerez gibi atıştırması çok güzel oluyor. İsterseniz bir avuç fındıkla tüketin, isterseniz bir avuç kuru üzüm katıp komposto olarak tüketin.
Ben atıştırmalık tüketmeyi daha çok seviyorum. Kurumuş mu diye kontrol ederken başladım bile atıştırmaya… Elmalar daha çabuk kururken (3 gün) armutların kuruması bir haftayı buldu…  (Sağ üstdekiler Elma, sol alttakiler armut)
Bu arada dolmalık biberler, sivri biberler iplere dizilip kurutuldu. Taze fasulyeler dilimlenip kurutuldu. Dondurucuya barbunyalar, bamyalar poşetlenip konuldu.  Bir kısım hazırlıklar da ramazan sonrası yapılmak üzere sırasını bekliyor. Evet sizler neler yapıyorsunuz kış hazırlıkları başladı mı?

Karışık Salata

Standard
Pazar günü ailecek yediğimiz iftar sofrasına hazırladığım karışık sebze salatası. Tarifi Binbirçeşni Saliha’dan… O da Portakal Ağacından almış… Ramazan öncesi arkadaşlarım geldiğinde de yapmıştım ancak görüntülemeye fırsat bulamamıştım. Bu sefer de sadece salatayı görüntüleyebildim.  İftar sofrası olunca ben dahil kimsenin sabredecek hali kalmıyor. 
Salata çok lezzetli, ancak biraz da zahmetli… Anacığım diğer yemekleri yaparken ben vaktimin çoğunu salatayla geçirdim… Sebzeleri yıka, soy, doğra, sotelenecek olanları ayrı ayrı sotele, sosunu hazırla derken baktım ki epeyce zaman harcamışım…
Ölçüleri kişi sayısına göre ayarlayabilirsiniz. Bu verdiğim ölçüler yaklaşık 4 kişilikdir. 
Malzemeler:
  • 2 adet orta boy kabak
  • 2 adet havuç
  • 3 Adet közlenmiş kırmızıbiber
  • 1/2  kavanoz konserve mantar
  • 1/2 kutu mısır
  • dereotu
  • Maydanoz
  • 3-4 sap taze soğanın yeşil kısımları (tarifte yoktu ben ekledim)
  • 150 gr biberli yeşil zeytin
  • istenirse crouton, (kızarmış ekmek parçaları) (İki dilim tost ekmeği yeterli geldi)
Sosu:
  • 2 kaşık mayonez
  • 4 kaşık yoğurt
  • 1 limon suyu 
  • 1 tatlı kaşığı toz şeker (Ben kullanmadım)
  • 1 Tatlı kaşığı kuru nane
  • zeytinyağı
  • 2 diş sarımsak
  • tuz
Hazırlanması:
  1. Kabak ve havucu julyen doğrayıp az sıvıyağda ayrı ayrı soteleyin. 
  2. Biberleri konserve kullanmayacaksınız, közleyip  kabak ve havuç gibi julyen doğrayın.
  3. Diğer malzemeleri doğrayıp sotelenmiş sebzelerle karıştırın.
  4. Sos malzemelerini karıştırıp salatanın üzerine dökün.
Sosunu ve kızarmış ekmekleri en son servis yaparken dökmenizi tavsiye ediyorum. Ailecek çok beğenilen bir salata oldu. Mutlaka deneyin, davet sofralarına değişik bir alternatif olacak… 
Salihacığım tarif için tekrar teşekkürler…

Yoğurtlu Parfe

Standard

Ramazanın son 30 yılın en sıcak yazına denk geldiği bir dönemdeyiz. Bu sıcaklarda iftardan sonra serinlemek için en güzel ve en sağlıklı yol  bana göre bir dondurmadır. Peki bu dondurmamız nasıl olmalı? Hazırlaması emin olun 5 dakika… Sadece donması için biraz zamana ihtiyaç var. Ben iftara 30 dakika kala hazırladım. İftar sonrası midelerimiz dinlendikten sonra yenmeye hazır kıvamdaydı. Bu tarifimiz Atolye Mis’in Soğuk Bir Şeyler Olsun etkinliğine gitsin…

Malzemeler çok basit.
Bir büyük çorba kasesi yoğurt (Eker Yoğurt Kullandım)
1 paket Dr. Oetker Vanilyalı Dondurma Tozu
2-3 Yemek kaşığı pudra şekeri
2-3 Yemek kaşığı krem şanti (Kullanmayabilirsiniz)
İstediğiniz meyvelerden oluşan bir karışım (Hazırda siyah üzüm, çekirdeksiz üzüm ve şeftali vardı)

Hepsini cam bir kaba alıp mikserle 5-6 dakika  dakika çırpıyoruz. Sonrasında kullanacağınız kaba boşaltıp donmasını bekliyoruz. Hepsi bu. Ben Geçtiğimiz günlerde Soft Bowl’un düzenlediği etkinlikde katılımcılara hediye edilen buradaki ve buradaki  Soft Bowl silikon kalıplarımı kullandım. Ve herkese tavsiye ediyorum. Çok kullanışlı ve hayatımızı çok rahatlatan ürünler. Buradan Soft Bowl ekibine teşekkürlerimi gönderiyorum…

Sıcaklarda lütfen midelerimize fazla yüklenmeyelim, mümkün olduğunca küçük porsiyonlar tüketelim ve bol bol sıvı almaya (su olarak, meyve suyu çay veya komposto olarak) dikkat edelim. Allah herkesin orucunu kabul etsin… Kocaman sevgiler..

Hayırlı Ramazanlar

Standard

Onbir ayın sultanı Ramazan bu yıl sıcaklara denk geldi. Öncelikle bütün müslüman aleminin ve blogcu arkadaşlarımın Ramazanı Hayırlı Olsun…

Bu sıcaklarda oruç tutmak gerçekten büyük sabır işi. Ama sabretmenin sevabını da kazanacağımıza inanarak Ramazanda dikkat etmemiz gerekenleri bir de ben hatırlatayım dedim..

Türk toplumu olarak örf adet geleneklerimizden dolayı yağlı ve ağır yemeklerin sofralarda ağırlıklı bulunması sebebi ile birçok insan için Ramazan ayı; kilo alımı ile sonlanır. Aslında bu güzel ayı rahat, işkence çekmeden, zorlanmadan, kilo almayarak keyifle geçirmek herkesin elindedir. Memorial Hastanesi uzmanları nasıl niyet ederek oruç tutuluyorsa bu ayda yapılması gereken beslenme önerilerine de kulak vermenin ve uygulamayı niyet etmenin önemli olduğunu vurguluyor.

Oruç tutarken metabolizma yavaşlıyor
Ramazan ayında uyku ve beslenme üzeninde değişikliklerden dolayı metabolizmanın çalışması da değişmektedir. Özellikle uzun süren açlıkla beraber yavaşlaması söz konusudur. Daha hareketsiz yaşam daha az harcanan enerjiden ve iftar öğünü ile alınan yüksek kaloriden dolayı yavaşlayan bu metabolizmaların kilo alımı kolaylaşır. Alınan günlük toplam enerjilerin yağdan gelen oranı yüzde 48’lere kadar artmaktadır; bu sebeple kol, bacak ve karın bölgesindeki yağ yüzdeleri artar, kas alanları azalır.

Yağlı yiyecekler kilo alımına neden oluyor
Yurtdışında yapılan çalışmaların çoğunluğu oruç tutanların kilo kaybı yaşadığını beden kitle indekslerinin düştüğünü gösterirken, Türk toplumunun Ramazan ayında yaptığı beslenme düzeni kilo aldıklarını göstermektedir. Akşam iftar sofraları günlük alınması gereken kalorinin yüzde 65’ine yakınını kapsamaktadır. Alınan kalori yağ ve karbonhidrat ağırlıklı olunca kilo almak kaçınılmaz hale gelmektedir.

Ramazan süresince yağlı ve ağır yemekleri tercih eden kişilerin kan kolesterol düzeylerinde istenmeyen artışlar yaşanabilir. LDL kolesteroldeki ( kötü huylu ) bu artışlar toplam kolesterolü arttırabilirken günlük egzersizlerdeki azalma HDL ( iyi huylu kolesterol) seviyeleri düşebilir. Yine trigliseritler de yükselişler Ramazan ayı sonrasında kendini göstermektedir.

Hamilelik döneminde sakıncalı… Çünkü;
Hamilelik döneminde annenin beslenme durumunun yeterli ve dengeli olması annenin sağlığını daha uzun süre sağlıklı kılar, bebek sağlıklı doğar. Bazı besin öğelerinin yetersiz alınması bazı anomalilerin oluşmasına sebep olur. Örneğin; folik asit yetersizliği nöral tüp defekti, A vitamini yetersizliği mikrosefali, D vitamini yetersizliği iskelet sistem bozuklukları ve santral sinir sistemi gibi daha birçok sağlık riskleri oluşabilmektedir.

Bebek dışında annede de kansızlık, diş çürümesi, kemiklerden kalsiyum çekimi, yetersiz protein alımına bağlı ödem ve zehirlenme gibi durumlar oluşabilir. Beslenme yetersizliğinin olduğu günümüzde hamile annelerimizin oruç tutarak bu dönemi zorlaştırmamaları hastalıkların riskini artırmamaları gerekmektedir.

Türkiye’ de hamile anneler üzerinde yapılan çalışmalarda oruç tutan annelerin tutmayanlara göre kilo kaybı ve daha az enerji aldığı görülmüştür. Diyetteki protein ve karbonhidrat alımı ise oruç tutmayan annelere oranla enerjinin daha yüksek kısmını kapsamıştır. Günlük sıvı alımlarının düşmesi ile birlikte var olan kabızlık problemini daha fazla yaşadıkları ve vücudun ihtiyacını karşılamadığı da bilinen bir sonuç olmaktan geri kalmamıştır. Özellikler A ve C vitamin alımları ise günlük önerilen miktarların oldukça altında bulunmuştur. Bu sebeple anne adaylarının bu dönemi yeterli ve dengeli beslenerek geçirmeleri gerekir.

Emziren Annelere Öneriler
Anne sütünün bebeğin gelişimi açısından faydaları anlatmakla bitirilmez. Sütün yoğunluğunu ve içeriğini değiştiren faktörler arasında; annenin günlük aldığı sıvı miktarı, emzirme sıklığı ve beslenme kalitesi yer almaktadır. Oruç tutan emzikli anneler arasında yapılan çalışmalarda anne sütünün; çinko, magnezyum ve potasyum değerlerinin azaldığı görülmüştür. Bu minerallerin eksikliği; bebeklerde büyüme geriliğine, iştahsızlık, kilo alamama, tat alma duyusunda bozukluk, dikkat eksikliği, uyku bozukluğu, öğrenme kapasitesinin azalma ve özellikle de sinirsel iletilerde azalmalara yol açmaktadır.

Yine bu annelerin günlük alması gereken vitamin A ve C içeriği gerekenin altında olmuştur. Bu da annenin bağışıklık sisteminin düşmesine daha kolay hastalanır hale gelmesine enden olabilir. Bu gibi sonuçlar hem annenin sağlığını hem bebeğin sağlığını riske eder. Çünkü bu dönemlerde hem bebeğin büyüme ve gelişimi hem de annenin yetersiz beslenmesi istenilmez.

Özellikle emziklilik döneminde oruç tutan anneler oruç tuttukları bu dönem içerisinde kilo alabilirler. Bazı çalışmalar bu rakamı ortalama 1- 1,5 olarak ifade eder. Tercih edilen besin öğelerinin karbonhidrat ve yağ içerikli olması bu durumun baş nedenleridir. Kısaca annelerin en azından ilk 6 ay kesinlikle oruç tutmamaları sonraki dönemlerde tutacaklarsa da besin öğeleri ve sıvı açısından yeterli almaları gerekir.

Spor yapanların oruç tutmaları zordur
Günlük spor yaparak harcadıkları vakit uzun ve yoğun egzersizlerden oluşmaktadır. Gün içerisinde harcadıkları enerji oldukça fazladır. Oruç tutarak yapılan egzersizlerde performans azalışları gözlenir. Yine kaybettikleri sıvıyı yerine koymaları mümkün olamaz ve vücut susuz kalır.

Sporcular üzerinde yapılan bir çalışmada oruç tutanların günlük kalori alımlarında çok büyük değişiklikler görülmeksizin atletik performans kapasitelerinde azalmalar görülmüştür. Bunun sebebi günlük aldıkları kalori ya da uyku düzeninin değişmesi değil gün içinde yaptıkları yoğun egzersizden kaynaklanmaktadır.

Ramazan Ayında Nelere Dikkat Etmeli?


Mutlaka sahura kalkılmalı

Sağlıklı beslenme de sabah kahvaltısı nasıl altın değerinde bir öğünse Ramazan ayında da sahur günün ilk öğünüdür ve önemi yüksektir. Gece yatmadan önce yemek yemek veya gece kalkıp sadece su içip yatmak her ikisi de sakıncalıdır. Çünkü bu tip beslenme, yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18–20 saate çıkarmaktadır. Bu da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine neden olur. Açlık süresinin uzun olması ve gece öğününü tüketmemesi sebebi ile günlük enerji ihtiyacı yeterli karbonhidrat alınmadığı için glikojen depolarından kullanılır. Bu durumda kas yıkımı olur, metabolizma yavaşlar. Belirtilerde ise; günlük hareketlerde yavaşlama, uyku isteği, baş ağrısı, halsizlik vardır. Bu şekilde oruç tutan kişiler gün içinde çabuk yorulur ve bitkin bir gün geçirirler. Dolayısı ile önem derecesi yüksek olan sahur öğünlerini atlamamak en doğrusudur.

Sahurda doygunluk kapasitesi yüksek kalorisi daha düşük besinlerin tercihi şart
Gün içinde kan şekerinin düşmesini ve uzun süreli açlık sonrası iftarda aşırı besin tüketimini engellemek için sahurda yavaş sindirilen ve besin değeri yüksek gıdaların tüketilmesi çok önemlidir. Kilo akımını engellemek, gün içinde acıkmamak ve günü daha rahat geçirebilmek amacı ile doğru tercihler yapılmalıdır.

Doygunluk içeriği yüksek besinler lifli gıdalar ve protein içeriği yüksek gıdalardır. Lifli gıdaların başında; sebze, meyve, tahıllı ürünler, kuru baklagiller, kuru meyveler, kahvaltılık bazı çeşit gevrekler gelir. Bunlar içerisinde sahurda tercih edilecek olanlar; çorba, sebze yemekleri, meyve ve tahıllı ekmeklerdir. Daha doyurucu ve yavaş sindirilmelerinden dolayı kan şekerini daha uzun süre yüksek tutarlar.

Fakat bilinmesi gereken bir gerçek vardır ki; sahurda yapılacak en güzel öğün kahvaltıdır. Kaliteli bir protein içeriğine sahip yumurtanın tok tutma özelliği vardır. Kolesterolü yüksek ya da sınırda olmayanlar yumurtayı haftada 2–3 kez tüketebilirler. Yumurta, peynir, yağlı tohumlardan ceviz, ekmek, bol yeşillik gibi çeşitlilik arttırılabilir. Ya da kahvaltılık gevrekler, müsli, yulaf ezmesi sütle beraber tüketilerek daha pratik ve doyurucu bir tercih olabilir. Evde yapılmış olan peynirli bir gözleme veya börek de miktarı kişiye uygun olarak yanında bir bardak ayran veya açık bir çay ile beraber sıklığı az olacak şekilde sahur öğününde tüketilebilir. Burada önemli olan sıklığını ve miktarını doğru planlamak gerekir. Bu açıdan bir beslenme uzmanından muhakkak öneri alınmalıdır.

Sahurda Bol Sıvı Almayı Unutmayın!
Vücudun temel gereksinmelerinden birisi de sıvı alımıdır. Oruç tutan kişilerde günlük sıvı ihtiyacı gün içinde tüketilemediği için karşılanamaz. Susuz vücut; yorgunluk, kas krampları, deride kuruma, sindirim sisteminde zorluk, sersemlik ve sıcaklık hissine sebep olur.

Bunun için muhakkak sahurda yatmadan önce, uyanınca, iftar öncesi, iftar sonrası yatana kadar sıvı tüketimini ihmal etmemek gerekir. Bunu alışkanlık haline getirmenin en akıllı yolu ise su içebileceğiniz bu saatlerde gözünüzün önünde su şişeleri bulundurmaktır.

Bu Dönemde Sıklıkla Karşılaşılan Kabızlığa Karşı Ne Yapılabilir?
Yetersiz sıvı bu dönemlerde genelde konstipasyon diğer bir değimle kabızlık riskini arttırır. Sancılı karın ağrıları, şişkinlik yaşayan bireyler daha gergin bir gün geçirirler. Bu sebeple de iftar saatinden sahur bitimine kadar en az 12- 14 bardak sıvı alınması şarttır. Yapılan çoğu çalışma; Ramazan ayı süresince oruç tutan kişilerde sıvı alımını düştüğünü fakat vücut ihtiyacının arttığını gösterir.

İftarda Nelere Dikkat Etmeliyiz?

  • Küçük bir başlangıçla iftarımızı açmalıyız. Bu zeytin, hurma, kuru meyve, ceviz, badem veya küçük bir parça cevizli sucuk gibi tercih edilmelidir. Bol suyu yanında ihmal etmemek gerekir.
  • Ilık bir çorba iftar sofralarının vazgeçilmezi olarak tüketilmelidir. Çorbanın hem sıvı ihtiyacını karşılaması hem içeriğindeki besin öğeleri hem de doygunluk verici özellikleri vardır. Ayrıca sindirime de iyi gelmektedir. Yavaş bir şekilde ½ ya da 1 kâse kişiye göre değişerek tüketilmelidir.
  • 15 -20 dakika sonrasında ana yemeğe geçmek en doğrusudur. Ana yemeği; etli veya etsiz sebze yemeği, kurubaklagil yemeği veya kızartma dışında pişirilme yöntemi uygulanarak hazırlanan et yemekleri yapabilirsiniz. Pilav ya da makarna haftada 2 max 3 kez elbette tüketilebilir. Bunu da kepekli pirinç, makarna ve bulgur pilavı tercih etmek en sağlıklısıdır.
  • Yemeğin yanında muhakkak 1 veya 2 dilim ekmek alınmalıdır. Unutulmamalıdır ki en doğru karbonhidrat kaynağı tahıllı ekmeklerdir, sizi daha uzun süre tok tutar.
  • Yemeklerin yanına her akşam zeytinyağı koyulmuş bir salata yapılmalıdır. Salatayı yemenin zamanı yoktur yemeğin ilk anlarından itibaren tüketilmelidir. Çiğ sebze bol lif içeriri tokluk sağlar.

Ara Öğünü Atlamayın!

  • Yemekten sonra ara öğün mutlaka yapılmalıdır. 2.5 -3 sonrasında meyve ya da sütlü meyveli tatlılar ara öğün olarak tercih edilebilir. Tatlının ve hamur işi besinlerin sıklığına dikkat edilmelidir.
  • Unutmadan yoğun egzersizlerden kaçınılmalı fakat metabolizmayı hızlandırmak için iftar sonrasında orta tempolu yürüyüşler yapılmalıdır.

Kaynak:Pudra.com sitesinden alınmıştır.

Dostlarımla Bir Kaçamak Yaptım

Standard

Geçtiğimiz hafta canım arkadaşlarımla güzel bir kaçamak yaptık… Ama boy boy beş tane ufaklığımız olunca masayı ve yaptıklarımızı görüntüleme imkanım olamadı 🙂 Uzun zamandır bloğumu ihmal edince de bu sefer görüntüsüz bir post olsun dedim affınızına sığınarak…

Menümüzde neler vardı bir sayalım…

Salihamın Sebzeli Karışık Salatası Mutlaka Deneyin Biz çok beğendik.

Cevizli Çörek tarifini burda paylaşmıştım…

Ispanaklı Peynirli Yufka Böreği

Acıbadem Aromalı Tart Muhteşem bir lezzet en kısa zamanda tekrar yapılıp paylaşılacak. (Sevgili Hayal’e Teşekkürler tarif için)

Havuçlu Cevizli Kek

Etsiz Çiğ Köfte (Teyzemin ellerine sağlık)

Zeytinyağlı Yaprak Sarma (Filizciğimin ellerine sağlık)

Vişneli Parfe Tarifi Burada

Arkadaşlarıma geldikleri için teşekkür ederim güzel bir kaçamak oldu. İnşallah en kısa zamanda tekrar bir araya geliriz…

Yazımın fotosuz olmasına gönlüm razı gelmedi ve menüde yer alan Vişneli Parfenin daha önce yapıp görüntülediğim fotosunu tekrar vermek istedim… Ben bu sefer parfeyi küçük kaplarda dondurduktan sonra tabağa ters çevirip ikram ettim…

Yarın Ramazanın İlk günü. Herkese Hayırlı Ramazanlar diliyor ve sıcaklarda kendinize dikkat edin diyorum. Aman susuz kalmayın, dışarıda fazla kalmamaya dikkat edin… Kocaman sevgiler…