Monthly Archives: Haziran 2014

Ramazan Yazıları-2

Standard

Herkese Hayırlı Ramazanlar,

 

Ramazan da  yapılacak ibadetler, sıcaklar, bir de iftarda ne yesem, sahurda ne yapsak düşünceleri, zamanla yarışır gider.

Bu gün de sahura bir tavsiyem olsun.  Sıcacık bazlama yanına çay, ayran ya da komposto biraz kahvaltılıkla ne güzel yenir. Komposto demişken de dolapta  yenilmemiş kıyıda köşede beklerken porsumuş meyvelerle harika bir içecek de yapabilirsiniz. Mesela ben Cumartesi günü dolabı yerleştirirken gözüme çarpan iki elma, üç kayısı, bir avuç kiraz ve bir avuç çileği az su ve şekerle kaynatıp, blendırdan geçirdim.   Sahurda içmek için gayet güzel meyve suyu oldu. Üstelik bozulmaya yüz tutmuş meyveler de değerlenmiş oldu.  Evet siz de sahuru ev yapımı bazlamayla karşılamak isterseniz buraya bir tık lütfen.

2_abdesthadis2

 

Tuttuğumuz oruçların, yapılan tüm ibadetlerin kabul olması dileğiyle hayırlı ramazanlar.

Onbir Ayın Sultanı Ramazan Hoşgeldi

Standard

Onbir ayın sultanı ramazan geldi. Rabbim layıkıyla geçirenlerden etsin inşallah.

Görüntü

 

İskender Palanın şu dizelerini sizlerle paylaşmak istedim.

Maah Ey

Oruç kalkandır.
Muvatta I, 310; Müsned I, 195; Sünen (Darimî) I, 347; Sünen (Ebu Davud) II, 412

Susuzlukların ırmak olduğu günümüze kutla geldin,
hoş geldin ey!
Zamanlar güzeli ey,
kut yağdırmaya bahçemize
hoş geldin!
Mü’minleri handân; mücrimleri giryan edendin sen!
Ve şeytanı sûzân; inkarcıyı perişân edendin!..
Hoş geldin!..

Çağlar vardı, zamanlar akmıştı, yaratıkların en şereflisi üzerine fazilet aydınlığıyla doğarak gelirdin; hem acıları sevince boğarak gelirdin… Hoş geldin!..

Gufranımızdın, bağışlanmamızdın… Hoş geldin!.. Kitab’ımız, sadakamızdın… Hoş geldin!.. Selamımız ve salavatımızdın…
Hoş geldin!..

Gel ey,
yeniden gel eskisi gibi…
Yol çatını bekleyen çobanlar çeşmesi gibi ak yolumuza;
şehrin sebillerinden süzülen inkisarlarımızı yıka bir bir.
Aydınlığında terk edelim şaşırmışlığımızı,
ve ışığında arayalım kaybettiğimiz cevherleri incimercan.
Işıt içimizi ve bir pula satılan dilberlerimiz geri dönsün artık.
Rakkase kasidelerde vatan tutalım biraz ve vatan kasideleri rakkaselerce dönsün meydanları akşam, sabah.
Sersefil mahmurluklarda yitirilen alnı açık mahkumlar kurtulsun prangalarından, hücreleri aydınlatsın maaheyler (mahyalar) bir bir ve infazını bekleyen beyaz karanfiller kaldırsın yüzlerini masum sahurlara.
Canevinden vurulan medhiyeler karışsın imsaklara ve ipeksi kaldırımlarda ölen sokaklara iftar çadırları kurulsun.

Gel ey,
gel de,
erteye gün ışığı bırakmayan gecelerin hâtimesi, günlerin girizgahı ol.
Yâdı dudaklarımızı kanatan hasretleri bitir içimizde ve falcılar kırsın fincanlarını artık, çalgıcılar tellerini koparsın sazlarının.
Siyah perdelerini kapatarak hasretin, nihavendi meftun eden ruhlarımızda sabâlar okunsun.
Zulmeti aşıp gelen bengisu pınarlarından içelim zigguratlarda mumyalanıp kalan doludizgin muradlarımızı ve bermurad kalalım bir nefesçik olsun.
Büyülü akvaryumlarda mestane balıklar dönsün kutlu gelişin aşkına, ve kadir kıymet bilenlere aşk olsun.

Cihânârâ cihân içindedir arâyı bilmezler
O mâhîler ki derya içredir deryâyı bilmezler

Hatırası kora dönmüş uzak bayramların gülümseyişleriyle tutup ellerimizden iftar sevinçlerine karıştır aminlerimizi; çoğalttıkça çoğalt tazarruları gül dudaklarda.
İki sevinç arasında, bunda ve ötede müjdelenen iki sevinç arasında bir alev gibi yak ruhumuzu ve bir anda yansın amel defterlerimizin kara sayfaları.
Azrail tabaklarımıza bırakmadan ölümü hakiki oruçların iftarına ulaştır bizi.
Terk ettiğimiz nimetlerini iftar sofrasında melekler koysun önümüze ve gönül kandilinin pasını temizlesin feriştehler.
Riya desenlerinden arındırdığın nur hil’atlerini giydir seherlerde bize de, isterse ramazan hilalince arıklaşsın bedenlerimiz,
gel ey!..

Fecirden başlayarak ta güneş batıncaya kadar sevda seherinden aşk pazarlarına düşelim çiçeksiz balların arısı gibi; ve güzeller zülfünün perçem tellerinde açalım gönül nergislerinin sarısı gibi.
Tenha sokaklarda oruçsuz ve neşesiz koyma zamanı ve dağların yamaçlarında eserken gurub, uyuyan yelkenlilerimizi uyandır.
Yakınında duralım zeytin dallarının ve bir zeytin ile varalım kırkıncı kapıya.
Aynı dakikada düğümlenen zamanı paylaştır aramızda; aynı düğümde bağlanalım İrem denklemlerine.
Süzülmüş benizlerle çarşıdan dönen şehzadeler söylesin son şarkısını özlemle kadirlerin ve nefesi gül kokan çocuklar okusun son medhiyesini hasretle bayramların.
Gülabdanlardan dökülsün ellere cedlerin bereketi ve Var Eden’e ulaşsın ıtırlar iklim iklim, kuşak kuşak.

Onbir ayın sultanı, onikincim; muradım, mutluluğum, hoş geldin!.. Çifte sevince tek nimet; iki güzele bir âşık;
gel,
iyileştir içimizdeki yarayı…

Maah ey!
Aydınlat kara düşüncelerimizi, barış getir, esenlik serp dünyamıza. Çığlıklar feryâda karışmasın çağında, mazluma imdâd, mü’mine dâd erişmesin hem!..
Gülümse bize.

İskender Pala (Kaynak: İhvanforum)

 

Ramazanda iftara ne pişirsem diyenlere akşam menüsü tavsiyem

Domates Çorbası

Ali Nazik

Kurutulmuş Domates Salatası ve tatlı olarak

Çilek Soslu Puding tavsiye ediyorum

 

 

Berat Geceniz Mübarek Olsun

Standard

Berat2

Tüm müslüman aleminin Berat Gecesini Kutluyor, gönlünüzden, kalbinizden geçen ne varsa Allah katında kabul olsun inşallah diyorum.  İnternetden bulduğum bu gecenin kısa bir açıklamasını da sizlerle paylaşmak istedim. 

Berat Kandili (Beraat Kandili), İslam dininde kutsal kabul edilen gecelerden biridir. Şaban ayının on dördüncü gününü on beşinci gününe bağlayan gecesi Berat gecesidir. Osmanlı İmparatorluğu’nda II. Selim’den itibaren minarelerde kandil yakılmasıyla kandil adını almıştır

Berat gecesi, Kur’an-ı Kerim’in Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygambere ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.

Aslı “Beraettir.” Beraat sözlükte, “bir zorluktan kurtarmak ve beri olmak” demektir. Bu geceye, bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle mübarek gece; günahların affı ve kulların temize çıkarılması sebebiyle Beraat gecesi ve kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle de Rahmet gecesi gibi adlar da verilmiştir.

Müslümanlar bu geceyi ibadet ve taatle geçirmenin pek çok sevabı ve feyzi olduğuna inanır. Bu konuda Resul-u Ekrem şöyle buyurmuştur:

“Şaban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Ve o gecenin gündüzünde (kandilden sonraki gün) oruç tutunuz. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâla o andan fecir oluncaya kadar: ‘Benden mağfiret dileyen yok mu, onu mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. (Bir bela ile) müptela olan yok mu, ona kurtuluş vereyim’ buyurur.”

Berat1